Yeniyapan Köyü Web Sitesi

Anasayfa | Mert Çiçekçilik | Haber Ara | Anketler | Sitene Ekle | RSS Kaynağı

Arama


Gelişmiş Arama

Yeniyapan Köyünün Sohu Taşının Hikayesi

Köy Tarihinde Bir Yer Tutan Sohu Taşıyla İlgili Bir Hikaye

Kategori  Kategori : Tarih
Yorumlar  Yorum Sayısı : 3
Okunma  Okunma : 433
Tarih  Tarih : 07 Kasım 2009 12:16

Yeniyapan Köyünün Sohu Taşının Hikayesi

 
Sohu taşının ne işe yaradığını bilmeyen o dönemi görmemiş genç kardeşelrimiz için baştan bir tarif etmekte yarar vardır. Zamanında akşam sofrasında genelde bulgur, ayran ve soğandan başka bir yiyecek olmazdı. Yeniyapan’da belli bir dönemde yetişen herkes bunu çok iyi hatırlar. Yeni yetişen çocukların yufkayla sokum yapma pratiklerini geliştirdikleri bir yemekti bulgur pilavı. O kadar sıklıkla yapılırdıki belki her gün sofrada bulgur pilavının olma ihtimali vardı.
 
Böylesine önemli bir yemeğin de elbette malzemesi sohu taşlarıydı. Hasat zamanı buğday evlere çekilir, emektar analar o bulgurluk buğdayları dışarıda hazırladıkları düzenekle büyük bakraçlarda kaynatır ve yumşatırlardı. Biz onları hedik diye yer karnımızı doyurduğumuz günler olurdu. O hedikler geniş alanlara serilerek kurutulur. Kurutulduktan sonra kabuğu kavlar ve bulgurluk buğdaydan ayrılırdı. Rüzgarda kabuğundan ayrılan bulgurluk buğdaylar hemen taşlarından teker teker ayıtlandıktan sonra Sohu taşının başına getirlirdi. "Sohu Taşı " denilen içi oyuk taşlarda büyük tokmaklarla (Dibek) dövülür, bulgur dövme işi zor olduğundan köyün gençleri toplanıp döğerlerdi. Bulgur iki, üç hatta dört tokmakla birlikte döğülür. Bulgur döğerken türküler söylenir, çeşitli yiyecekler yenirdi. Belli bir kuşağın çocukları mutlaka elinde dibekle bulgur dövmüştür. Bir taşın başında saatlerce alınteri akıtılır. Bulgurlar tavına getirilirdi. Daha doğrusu pilavın siyah düşmemesi için Bulgurluk plavın renginin değiştirilme işlemi ve üst kabuğunun soyulmasından ibarettir. Yalnız bu bulgurluk plavlar için yapılmaz yarma dediğimiz buğday içinde yapılırdı. Onun için ise daha büyük emek gerketirir. Buğdayın rengi beyazlayana kadar işlem devam ederdi.
 
Sohu taşının tarifi budur fakat bazen tarifler yaşanılan anılara geçmiş tarihe ışık tutmazlar. Tarif tariftir işte. Sohu taşı neticede bir taştır. Büyükçe genelde yuvarlak bir taştır. Ama Yeniyapan’ın sohu taşına taş demek onun bilmeyenler için kolaydır. Gelin biz Yeniyapan’ın sohu taşının köye getirilişinin hikayesini bir dinleyelim de ona taş deyenleri utandıralım.
 
Bütün tarihi hikayelerde Yeniyapan köyünün 200 yıllık mazisi olduğunu vurgulamışızdır. Daha önce dedelerimiz göçebeydiler sohu taşı yerleşik hayata geçmiş bir köyün en önemli işaretlerindendir. Bizim Köyün sohu taşı da bizim köyün tarihi kadar yenidir.
 
Yeniyapan’ın arazisi zamanında bir çok medeniyet tarafından kullanılmıştır. Yeniyapan’da doğmuşsanız ve birazda çobanlık yapmışsanız nerelerde ilginç taşların olduğunu çok iyi bilirsiniz. Ören, Höyük, Eski mezarlık mevkilerinde büyük ve ilginç taşlara raslamak mümkündür. Fakat bizim sohu taşımız Öküzçukuru denilen yerden bulunup getirilmiştir. Öküzçukuru bilmeyen arkadaşlarımız için Külobası sınırlarında olup bizim Aslanın Koyağın arka tarafına denk gelen yerdir.
 
Gelelim Sohu Taşımızın hikayesine, Zamanında Türkmenler bulgurluk pilavı yenilebilinecek hale getirmek için değişik döğme teknikleri kullanıyordu. Fakat bunlardan en geçerlisi bulgurluk buğdayı parçalamadan kıvama getirmek için ağaçtan yapılan dibeklerle dövmek en geçerli tekniklerdendi. Bunu sağlamak için bulgurluk buğdayın dağılmayacağı sertçe bir çukur taşa ihtiyaç her zaman duyulurdu.
 
Dedelerimizin gündüzleri hep tarlada bağda bahçede geçer, onun için araziyi çok iyi bilirlerdi. Hatta şu zamandaki dedeleirmiz bile evlerin içinde oturan gençlerden haz almaz şikayetlerini her vakit dile getirirler. Keleş ismini çok duymuşsunuzdur. Hatta köyümüzde Keleşler diye bir sülale vardır. Erdil, Çakır ve Gezer soy adını taşıyan aileler bu sülaledendir. Bu sülaleye adını veren Keleş Gocadır. Keleş Gocanın Yeniyapan’a gelişi Külobası (Gülveren) üzerindendir. Onun için Külobasının arazisini de Yeniyapan’ın arazisini de çok iyi bilir. O kadar büyük bir araziye sahiptirki Külobası sınırından tutun ki Höyüğe Höyükten Keleş tarlasına kadar Keleş Gocaya verilmiştir. Bu araziyi evcilleşrimek emek ister. Emek ise alın teri dökmektir. Her bir karış toprağında alın teri olan Keleş Gocanın arazisindeki her bir taşı bilmesi onun için hiç de zor değildir. Fakat bizim köyün Sohu taşı bahsettiğimiz bu arazide değilde Külobasının üst tarafı ile Aslanın Goyağın arkasına düşen Öküz çukurunda bulunmuş olması ilginçtir. Zira bu arazi daha önce Külobasında Mahsutlar dediğimiz sülalenin saklanma yeriydi. Yani Yeniyapandaki Dönüşlerin ataları zamanında öküzçukuru denilen yerlerde konaklamış ve saklanmışlardır.
 
Keleş Gocanın kendine verilen arazinin dışında bir arazide sohu taşını bulması onun Külobasıyla ilişkisini, hatta Mahsutlarla ilişkisini ortaya koymaktadır. Muhtemelen bulduğu sohu taşı daha öncelerinde yine uzak akrabaları tarafından sohu taşı olarak kullanılıyordur. Çünkü Kendi arazisinde özellikle Höyük civarında aradığı bu taşlara benzeyen birkaç taş mutlaka vardır. Israrla Öküzçukurundaki taşı getirmiş olması orada sohu taşı olarak kullanılan bir taşın bilinildiğine alamettir.
 
 
Yeniyapan Köyünün sohu taşının diğer ilginç bir özelliği Öküz çukuru adı verilen bir yerde bulunmuş olmasıdır. Buraya neden Öküzçukuru denmiştir tam olarak bilinmez. Fakat Keleş Gocanın o sohu taşını Yeniyapan’a getirmek için bir öküzü çatlattığı çok iyi bilinir. Burası öküzlerin yaylak yeri olduğundan mı yoksa oradaki toprağın sert olup sadece öküzler tarafından aktarıldığından mı yoksa gerçekten Keleş Gocanın bir öküzüne maal olduğu için mi oraya öküz çukuru denir bilinmez.
 
Öküzün çatlayarak ölmesi az rastlanan bir olaydır. Zira öküzler çok kuvvetli hayvanlardır. Gün boyu çift sürebilirler ve tonlarca yükü taşıyabilirler. Fakat Yeniyapan’ın Sohu taşı 1 ton ya vardır ya yoktur. 1 tonluk bir ağırlığı her öküz rahatlıkla taşır. Fakat coğrafi şartları göz önünde bulunduracak olursak, arazinin batak olmuş olması kağnının batağa saplanması, Bataktan çıkmak için uzun süren uğraş Keleş Gocanın öküzünün çatlamasına sebep olabilir.
 
Şimdilerde bize bir öküzün çatlayıp ölmesi çok basit gibi gözükebilir. Fakat o günkü şartlarda 1000 dönüm araziye yakın bir alanın aktarılması sadece öküzlerle mümkündü. Her evde en fazla 3 öküz olurdu. Bilemediniz iki çift öküz olurdu. Birtanesinin ölmesi bir yıl boyunca arazinin aktarılmasının sürülmesini etkileyecek bir olaydı. O günkü şartları bilmek ve görmek çok mümkün olmamakla birlikte günümüze kadar gelen rivayet ve bilgiler, Keleş Gocanın arazisinin büyük bir kısmını satığıyla ilgilidir. Çakırlara, Hacıvelilere ve Hacılara çok miktarda Keleşlerden arazi ele geçmiştir. Bunların çoğu çok ucuz bedellere karşısında alınmıştır. Çoğuda aynı zamana denk gelecek şekilde elden çıkartılmıştır. Bu durum Ya Keleş Gocanın Hastalığına Ya da araziyi sürecek öküzlerinin olmayışın delalettir.
 
Aslında çok sıradışı bir varsayım olabilir. Fakat Yeniyapan Köyününü sohu taşının Yeniyapan’a getirilmesi Keleşleri ve köyü çok derinden etkileyen olayların başlangıcı olma ihtimali de yüksektir. Tarih bir sırdır. Teferruatlı bilmek bu dünyada mümkün değildir. Bakış açıları bile tarihin rengini değiştirir. Farklı evrilmelere sokabilir.
 
Biz Köyümüzün Sohu Taşının Yeniyapan tarihinde aldığı döneme bir ışık tutmaya çalıştık. Bu ışık o kadar da kuvvetli bir ışık olmayıp sadece siluetleri ortaya çıkardı. Keşke o günün şartlarını görmek mümkün olsaydı da şu sohu taşının hikayesini daha ayrıntılı bir şekilde aktarma imkanı bulsaydık. Umarız ağzınıza bir batman bal çalmışızdır. Gerisini elinde dibek tutmuş sohu taşının başında türkü söyleyen o dönemin gençleri tamamlar inşallah…
 
Not: Köyümüzde iki sohu taşı vardır. Birincisi bahsettiğimiz sohu taşıdır Turhan  Demirel ile Şakir Erdilin evlerinin arasındadır ve  3 çerik alır. Diğer sohu taşı Nihat Özcan, Hacibili Gültekin ve Haydar Gültekin'in evlerinin önündeki sohu taşıdır. Bu sohu 5 çerik kapasitesindedir.

Yazdyrylabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa | Word'e Aktar Word'e Aktar | Tavsiye Et Tavsiye Et | Yorum Yaz Yorum Yaz

Bu habere toplam 3 yorum yazylmy?tyr.

Ersoy ERDİL [ 11 Kasım 2009 13:54 ]

Soner Abi.Ellerine sağlık çok güzel ifade etmişsin.O zamanın koşullarını göz önüne almak da yarar var.Atalarımızın ruhu şad olsun...

SEREF SAYLAM [ 11 Kasım 2009 11:50 ]

Bu tür yazılar çok güzel. Köy ve köylü, Doga ve insan, İnsan ve kullandıkları alet ilişkisini öykü tadında veriyor.

Tabi bir de sitenizin takipçisi yapıyor. Teşekkürler.

Alper ŞAHİN [ 10 Kasım 2009 00:14 ]

Çok güzel ve ilgi çekici hatta geçmişe götüren bir araştırma daha.Okurken zevk aldım.Ellerinize sağlık...

Yorumların tamamını okumak için tıklayın.

Tarih

En Çok Okunan Haberler

TÜRKMENLER II

Son Dakika Haberleri

4 BAHAR ŞENLİKLERİ
Yeniyapan Köyü 4. Geleneksel Bahar Şenlikleri 29 Mayıs Cumartesi Saat:13:00 da

Anket

4. Bahar Etkinliklerine Katılacak mısınız





Tüm Anketler

 

yeniyapankoyu.org - Soner GÜLTEKİN - © 2005-2010 Tüm Hakları Saklıdır
RSS Kaynağı | Yazar Girişi